Hayat zaten anlamsızlıklar bütünü gibi gelirdi. Şu gençlik çağımda, yeni yeni anlamlandırıyordum çoğu şeyi. Vatan sevgisi, millet sevgisi gibi inanılmaz aşklar uyanmaya başladı yüreğimde.
Sevgili kavramı gitgide anlamsızlaştı... Yerine daha farklı şeyler gelmeye başladı. Aileme verdiğim önem arttı mesela. Dediğim gibi Vatan deyince akan sular dururdu. Ki hâlâ öyle...
Ve son günlerde inanılmaz şeyler oluyor. Devletimin karakollarına saldırılıyor. "Bir halk" mücadelesi gibi beynimize işlenmeye çalışılan PKK faaliyetleri meyvesini vermeye başladı(!) Sonuçlarının hesabını kimler verir bilmiyorum. Geldiğimiz durumu anlatmak eminim zor. Ama bir örnek verebilirim,
Otomobilinin arkasında "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" yazan sürücünün aracı kenara alınarak sürücü hakkında soruşturma açılmış. Adını hatırlamıyorum şu an ama bir yazar 10 Kasım'da yine "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" dediği için gözaltına alınmış. Sallamıyoruz, basından haberler bunlar.
Şu günlerde teröristlerin yaptığı karakol baskınları ise normal gibi geliyor insana. Bir kişi bile gözaltına alınmıyor. Hiçbirine ceza kesilmiyor. Geçen sene yine bu zamanlarda Adana valisinin, polise taş attığı gerekçesiyle Yeşil Kart'ını elinden aldığı ailenin Yeşil Kart'ı başbakanlığın baskısıyla geri iade edilmişti.
Kim suçlu, kim hain, kim terörist, kim katil, kim haklı, kim mazlum, kim gururlu, kim onurlu? Şu günlerde karakol baskınlarına protesto için yürüyüş yapan bir topluluk düşünüyorum. Acaba bu insanlara o sempatizanların açacağı bir el ateş kimi suçlu yapar?.. Kimi haklı?..
Cevabını düşünürken kafam hayli karıştı... Ve vicdanlarda protesto eden topluluk haklı olsada, korkarım devlet halkı suçlu görür. Yazık kardeşim, ne hallere düşmüşüz...
Tribünlerdeyiz Aga!
-
"Nerden geldim bu İstanbul'a..." şarkısına döndü hayatımız, nerden geldik
bu tribüne!
Yeri geldi bıraktık!
Yeri geldi savaştık!
Yeri geldi "Memleket Adana ...
1 yıl önce
0 yorum:
Yorum Gönder